Kapitalist işleyiş içerisinde zaman zaman kullanılabilecek ama paylaşma ve dayanışmayla örülü özgür dünyada hiçbir şeye yaramayacak bilgiler…

Gazetelerde, televizyonlarda özellikle son dönemde iyiden iyiye tartışılan çocuğa yönelik şiddet, hiç kuşku yok ki kanunlarda değil insanlarda ve dolayısıyla toplumda gerçekleşecek bir değişimle sona erebilecek. Ancak bu yazıda özellikle acil müdahale gerektiği durumlar olmak üzere çocuğa uygulanan şiddete karşı başvurulabilecek yasal yollar değerlendirilecek. Yazının başında belirtmek gerekir ki çocuk olarak 18 yaşından küçük kişiler değerlendirilmektedir.

Çocuğa yönelik şiddete karşı hukuken başvurulabilecek imkânlar, temel olarak Çocuk Koruma Kanunu ile Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da yer almaktadır. Hemen burada ufak bir parantez açmak gerekiyor. Kanunun isminin aksine söz konusu olan çocuğa yönelik şiddetin önlenmesi değil hâlihazırda var olan şiddetin durdurulması ve yenilerinin önüne geçebilmektir. Kanunun başlığında kendine yer bulan ve sanki şiddet mevcut değilmiş algısı yaratan “şiddetin önlenmesi” yerine bu nedenle “şiddetin yok edilmesi/tasfiye edilmesi” gibi bir ibare kullanılması daha uygun olacaktı. Acil tedbir olarak değerlendirilebilecek hükümlerse Çocuk Koruma Kanunu’ndan çok Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da yer almaktadır.

Öncelikle kanunun hangi durumda uygulanacağını vurgulamak, konunun aciliyeti bakımından önemli olacaktır. Çocuğa yönelik şiddet söz konusu olduğunda bu durum hemen bir soruşturmaya tabi olacaktır. Belirtmek gerekir ki çoğunlukla çocuğa şiddet uygulayan kişi 18 yaşından büyük olmakla birlikte çocuklar arasında da bu şiddet söz konusu olabilmektedir. Şiddeti uygulayan kişinin çocuk olması durumunda bu çocuğun ifade alınması dâhil tüm işlemleri savcılık nezaretinde gerçekleşirken şiddetin mağdurunun çocuk olması durumunda gerekli işlemler “savcılığın bilgisi dâhilinde” polis nezaretinde gerçekleşecektir.

Her ne kadar polisler fiili duruma uygulanması gereken kanunu bilseler de kendilerine çıkacak evrak işlerinden dolayı çoğunlukla tedbir uygulanması gibi başvurulabilecek yollara yanaşmak istemeyeceklerdir. Burada önemli olan nokta, ulaşabileceğiniz bir avukatınızın olmaması durumunda baronun sizin için zorunlu olarak görevlendireceği avukatın çocuğa haklarını hatırlatması gerektiğidir.

Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruyucu ve önleme tedbirlerine mülki amir (vali, kaymakam), gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri ve hâkim karar vermektedir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amirinin ve mülki amirin vereceği tedbirler çocuğun bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması ya da hayatî tehlikenin söz konusu olması durumunda ilgilinin talebi üzerine veya kendiliğinden çocuğun geçici koruma altına alınmasıdır. Mülki amirin şiddete uğrayan çocuk için tek başına vereceği kararlar geçici maddi yardım yapılması ile psikolojik ve mesleki anlamda rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesidir.

Bunlar dışında şiddeti uygulayan kişiye yönelik ancak hâkimin verebileceği birçok karar bulunmaktaysa da dişe dokunur olarak değerlendirilebilecek olan tedbir, uzaklaştırma tedbiridir. Uzaklaştırma tedbirinde şiddeti uygulayan ile çocuk aynı konutta yaşıyorsa şiddeti uygulayan kişinin konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve beraber kullanılan konutun korunan kişiye yani çocuğa tahsis edilmesi; ayrıca şiddet uygulayan kişinin, çocuğun konut ve okuluna yaklaşmaması tedbirleridir. Durum gerektiriyorsa bu tedbirlere geçici olarak kolluk amiri karar verebilir. Bunun dışındaki tedbirler şiddet uygulayana yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması yönünde tedbir verilmesi ya da korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi gibi pek elle tutulur olmayan tedbirlerdir.

Önem kazanan durum, şiddet uygulayan ve hakkında tedbir kararı verilen bu kişinin bundan sonraki hareketlerine karşı verilecek olan tepkilerdir. Örneğin hakkında uzaklaştırma kararı verilen bir kişinin çocuğun bulunduğu yere yaklaşması durumunda derhal kolluk kuvvetlerine bildirilerek durumun tutanak altına alınmasıdır. Hakkında tedbir kararı verilen kişi, bu karara uymadığı takdirde “zorlama hapsi” denilen yola başvurularak bu durumda kişi bir süreliğine nezarethanede tutulacaktır. Aynı davranışları kişi tekrar sergilerse bu durumda bu kişi daha uzun sürelerle nezarethanede tutulacaktır. Sonuç olarak bu tedbirle acil durumlarda olmak üzere çocuğun can güvenliği bir süreliğine de olsa tehlike altında olmayacaktır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki şiddet uygulayanın, bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve tedavisinin sağlanmasına yönelik tedbirler de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu tedbirlerin ilgili makamlardan uygulanmasının istenmesi gerekir. Önemle vurgulanması gereken, ilgili makamların bu tedbirlere kendiliğinden karar vermeye pek yanaşmayacak olmaları durumudur. Bunun için mutlaka bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin talepte bulunulmalı ve talebin tutanaklara geçtiğine emin olunmalıdır.

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 50. sayısında yayınlanmıştır. 

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: ,

Giriş
Login