2016 yılında AKP tarafından TCK 103. maddeye “cebir, tehdit, hile veya iradeyi sakatlayan başka bir neden olmaksızın 16.11.2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi durumunda koşullarına bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir.” hükmünün eklenmesi meclise öneri olarak sunulmuştu. Yasa tasarısına binlerce kişinin karşı çıkmasıyla teklif geri çekilmiş fakat aynı akşam sunulan torba yasanın bir başka maddesi meclisten geçmişti.

Meclisten geçen bu maddeyle beraber rıza tartışmaları yeniden gündeme gelmişti. Öncesinde 15 yaşını tamamlamış veya tamamlamamış çocukları kapsayan yasanın kapsamı değişimle beraber 15 yaşı tamamlamamış çocukları içerecek biçimde daraltılmış ve 12 yaşını doldurmamış çocukların cinsel şiddete* uğraması sonucu mahkemede uygulanacak yaptırımın daha fazla olmasına karar verilmişti.

Bu durum, yaptırımı kademelendirerek hem 12 yaşından büyük çocukların uğrayacağı cinsel şiddetin önünü açıyor hem de cinsel ilişkide rıza yaşını 12’ye düşürmenin yolunu açıyordu. Ayrıca değişimle beraber 12-15 yaş arasındaki çocukların evliliğinin de yasallaşacağı tartışmalar arasındaydı.

Şimdiyse zaten değişimiyle cinsel şiddete dayalı verilerin oranında artış yaşanmasına sebep olan maddelere bir yenisinin daha eklenmesi gündemde. Ancak bu sefer, henüz doğrudan meclisin gündemine öneri olarak taşınmış bir değişim söz konusu değil. Şimdilik medyaya yansıyan konuşmaların satır aralarında gündeme gelen ve meclisin arka planında konuşulduğu varsayılan bir değişimden bahsediyoruz.

2016 yılında cinsel şiddet uygulayanlar için önerilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin madde eğer karşı koyuşla engellenmeseydi, cinsel şiddet uygulayan yaklaşık 2000 kişinin hapishaneden çıkması öngörülüyordu.

2018’deki verilere göreyse bu sayının 10.000’e çıktığı söyleniyor. Söz konusu düzenleme işte tam da buraya dair. Yani yeni bir af söz konusu. Affın cebir, şiddet ve tecavüz durumunu kapsamayacağı söyleniyor. Affa tabi olacak kişilerin cinsel şiddet uygulamamış olması pek mümkün değil. Eğer uygulamaya geçilirse bu yasa, zaten 10 yıla yakın süren ve cinsel şiddet uygulayanın tutuksuz yargılandığı davaları da ortadan kaldıracaktır.

Dolayısıyla devlet bu meseleye dair her yasasında olduğu gibi yine şiddeti istismar diyerek görünmez kılmanın; şiddete uğrayana ise “mağdur” diyerek tacizi, tecavüzü yok saymanın peşinde. Ancak kadınlar arasında şimdiden, yasa meclisten geçerse ne yapılacağı; her şeyden önce yasanın öneri olarak hiç gelmemesi için neler yapılabileceği konuşuluyor.

*Çocuklara yönelik cinsel saldırının tüm biçimleri cinsel istismar değil cinsel şiddet, hatta cinsel işkencedir. Kavramın doğru kullanımını Meydan Gazetesi’nin 44. sayısında Meltem Çuhadar’ın yazdığı “Cinsel İstismar Değil Cinsel İşkence!” yazısında bulabilirsiniz.

 

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 48. Sayısında yayınlanmıştır.

Gazetemizde yayınlanan tüm yazılara arşiv bölümünden ulaşabilirsiniz.
Giriş
Login