5 Mart: En Zorlu Putin-Erdoğan Görüşmesi – Emrah Tekin

5 Mart Perşembe günü Rusya’nın Moskova kentinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında önemli bir görüşme gerçekleşecek. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ın da Putin ve kurmayları ile görüşecek heyette yer alacağı belirtildi. Bu üç ismin bir gün önceden Moskova’ya gitmesi bekleniyor. İki liderin, sadece 2019’da (7 telefon görüşmesi hariç) 6 kez biraraya geldiği düşünüldüğünde, rutin haline gelen Putin-Erdoğan görüşmelerinde 5 Mart tarihini diğerlerinden farklı kılabilecek bazı etkenler var.

Bunların en önemlisi, 5 Mart’ta gerçekleşecek görüşmenin aslında zeminini de hazırlayan İdlip’te süren çatışmalar. Moskova’da gerçekleşecek görüşme öncesi İdlip sahasında önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler geçtiğimiz hafta sonu itibarıyla Ankara lehinde bir seyir izlerken, hafta başından itibaren ibre Moskova-Şam eksenine kaydı. Dahası, bu akşam saatlerinde sahadaki bazı gelişmeler paralelinde, Ankara’nın Astana ortaklarından İran’ın da, bölgede TC karşısında konum alan devletler arasında biraz daha belirgin olarak yer aldığı gözlemlendi.

Ankara’nın “Bahar Kalkanı” adını verdiği operasyonda TSK tarafından Suriye Hava Kuvvetleri’ne ait Rus yapımı iki SU-24 uçağının düşürüldüğü gece (1 Mart) Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurdu. Bu açıklama TC savaş uçaklarının artık İdlip üzerinde güvenle uçamayacağı anlamına geliyordu. Dün ise, hafta sonu TSK yedeğindeki cihatçı çetelerin denetimine geçen M4 ve M5 otoyollarının kavşak noktası Serakib tekrar Suriye Arap Ordusu ve müttefiklerinin kontrolüne girdi. Son iki hafta içinde en az iki kez el değiştiren kritik bölgenin tekrar cihatçı çeteler tarafından işgal edilmemesi için ise Rus askeri polisinin Serakib’te konuşlandığı, bizzat Savunma Bakanlığı tarafından duyuruldu.

Diğer taraftan Ankara’nın 28 Şubat’tan bu yana masaya koyduğu göçmen krizi kartına cevap ise beklendiği gibi Avrupa’dan değil, yine Rusya’dan geldi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Rusya Avrupa’daki göçmen krizinin çözülmesi için Suriye’nin İdlip şehrindeki terörle mücadeleden vazgeçmeyecek” sözleri “terörle mücadele” vurgu yapması açısından da dikkate değerdi.

Rusya dünden bu yana attığı bu adımlarla Moskova’daki görüşmede muhatabı Erdoğan’ı “eli güçlü bir şekilde” misafir etmeye hazırlanırken, bugün bir diğer önemli ve bir o kadar da Ankara’nın ileride başını ağrıtabilecek bir gelişme daha yaşandı.  Rusya’nın “Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi” Başkanı Oleg Juravlyov, TC ve Batılı devletlerin Rusya ve Suriye yönetimine yönelttiği İdlip’de milyonlarca kişilik göçmen akımı oluştuğuna dair eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Oleg Juravlyov konuşmasının devamında TC’nin düzenlediği operasyonlar sonucu Afrin’de 250 bin, Raselayn-Serêkaniyê ve Tel Abyad-Girê Spî’de ise 135 bin Kürd’ün zorla göçertildiğini, yerlerine ise Türkmenlerin yerleştirildiğini ifade ederek, bu bölgelerde etnisitenin değiştirildiğini söyledi. Juravlyov’un TSK’nin İdlip haricindeki, Afrin ve Rojava’ya yönelik operasyonlarını işaret eden bu açıklamaları, Rusya’nın elindeki farklı dosyalara dair verilerin olduğunu da göstermesi açısından dikkat çekici.

Ankara-Moskova hattında bunlar yaşanırken, ABD’den ise İdlip sınırına bugün önemli bir ziyaret gerçekleşti. TSK’nin geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdiği saldırılarda İran bağlantılı milisleri de hedef almasının alt okumalarının yapıldığı bir sırada gerçekleşen ziyarette, ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in de içinde olduğu heyetin, Beyaz Baretliler gibi NATO müdahalesinin “sivil zeminini” hazırlama misyonu taşıyan kuruluşun temsilcileriyle görüşmesi ve bizzat Jeffrey tarafından yapılan TC’ye mühimmat desteği yapılacağı açıklaması bu ziyaretin önemli notları arasında yer aldı. Akşam saatlerinde ise ABD’nin Ankara Büyükelçiliği sosyal medya hesabından önemli bir paylaşım yapıldı. Söz konusu paylaşımda yer alan “Esad rejiminin, Rusya’nın ve İran güçlerinin sebep olduğu krize karşılık olarak ABD, gerek Suriye içinde gerekse bölgede Suriye halkının ihtiyaçlarını karşılamak için 108 milyon Dolar ilave insani yardım yapacağını açıklamaktan gurur duymaktadır.” mesajı, 5 Mart öncesi Ankara’nın, arkasına köşe taşları belli olmamakla birlikte ABD desteği alırken, aynı zamanda bu desteğin, yakın dönemin “sıkı müttefiki” Rusya karşısında onu zor durumda bırakma ihtimalinin de az olmadığını gösteriyor.